adakokuyara

Oturup ters çevrilmiş bir sandalın üstüne, yasladın başını omzuma…
Yalnızlığımı paylaştın, yalnızca…

Oturup ters çevrilmiş bir sandalın üstüne, yasladın başını omzuma…

Yalnızlığımı paylaştın, yalnızca…

Bilir misin ben denize küçüklüğümde bana hediye edilen bir defterin üzerindeki resimler ve bir dörtlük yüzünden aşık oldum. O dörtlük nasıldı bu gün hatırlamıyorum ama şu ufka bir baksana… İnsana yalnızlığını hatırlatır diye düşünürüm ben hep ufka bakınca… Ama güzelliğine baksana… Mesela bir yelkenli ile açılmak, hatta katamaranla. Katamaran hep ilgimi çekmiş hep daha güzel gelmiştir bana…
Ama bir yandan çekinirim aslında açık denizden. Korkarım biraz.
Yalnızlığın ta kendisidir aslında deniz…
Sonra dayanamam yine gelirim onun yanına. Oturup ters çevrilmiş bir sandalın sırtına. Sallandırırım ayaklarımı ve aslında kendi yalnızlığımı anlatırım denizden bahseder gibi…
Mesela kumsalda bir balıkçı kulübem olsun isterim hep. Gaz lambası ile aydınlansın. Bir tek kitap sponsorum olsun yeter. Yemeğim denizden çıkar ne olsa. “Televizyon olsun ama.” İyi olsun bakalım…
Dayanamam her seferide yanına gelirim. Bazen hırçın olur. Bazen durgun. Ama her zaman kendine çeker beni…
Kopmayı çok denedim ondan. O da olmadı. Hatta onun olmadığı şehirlerde bile yaşadım. Yine olmadı. Kokusunun yokluğu, varlığının uzaklığı hep rahatsız etti beni…
Bugün yanımda deniz. Yarın yine uzak olacak belki, belki hırçın olacak, belki suskun olacak. Beni kendine çektiği kadar hiçbir zaman çekemeyeceğim belki ben onu… Ama hep seveceğim onu. Hep bir yolunu bulup yanına gideceğim.  Hiç kopamayacağım…
Aslında deniz benim için biraz sensin sevdiğim…
Deniz… İyi ki doğdun…
Deniz… İyi ki varsın…
Deniz… Seni seviyorum…
Korkma ağlamayacağım. Senin tuzlu suyun yetiyor ikimize…

Bilir misin ben denize küçüklüğümde bana hediye edilen bir defterin üzerindeki resimler ve bir dörtlük yüzünden aşık oldum. O dörtlük nasıldı bu gün hatırlamıyorum ama şu ufka bir baksana… İnsana yalnızlığını hatırlatır diye düşünürüm ben hep ufka bakınca… Ama güzelliğine baksana… Mesela bir yelkenli ile açılmak, hatta katamaranla. Katamaran hep ilgimi çekmiş hep daha güzel gelmiştir bana…

Ama bir yandan çekinirim aslında açık denizden. Korkarım biraz.

Yalnızlığın ta kendisidir aslında deniz…

Sonra dayanamam yine gelirim onun yanına. Oturup ters çevrilmiş bir sandalın sırtına. Sallandırırım ayaklarımı ve aslında kendi yalnızlığımı anlatırım denizden bahseder gibi…

Mesela kumsalda bir balıkçı kulübem olsun isterim hep. Gaz lambası ile aydınlansın. Bir tek kitap sponsorum olsun yeter. Yemeğim denizden çıkar ne olsa. “Televizyon olsun ama.” İyi olsun bakalım…

Dayanamam her seferide yanına gelirim. Bazen hırçın olur. Bazen durgun. Ama her zaman kendine çeker beni…

Kopmayı çok denedim ondan. O da olmadı. Hatta onun olmadığı şehirlerde bile yaşadım. Yine olmadı. Kokusunun yokluğu, varlığının uzaklığı hep rahatsız etti beni…

Bugün yanımda deniz. Yarın yine uzak olacak belki, belki hırçın olacak, belki suskun olacak. Beni kendine çektiği kadar hiçbir zaman çekemeyeceğim belki ben onu… Ama hep seveceğim onu. Hep bir yolunu bulup yanına gideceğim.  Hiç kopamayacağım…

Aslında deniz benim için biraz sensin sevdiğim…

Deniz… İyi ki doğdun…

Deniz… İyi ki varsın…

Deniz… Seni seviyorum…

Korkma ağlamayacağım. Senin tuzlu suyun yetiyor ikimize…

[Flash 9 is required to listen to audio.] Aziza Mustafa Zadeh & Toots Thielemans - I Can't Sleep
Aziza Mustafa Zadeh

Nihat “Oğlum allah kadını her yönüyle özene bezene yaratmış…”

Hasan “Bence allah üç aylık tatilinde, üstelik garanti olsun diye bir de hafta sonuna denk getirip, üstünde master yaparcasına özene bezene yaratmış…”

[Flash 9 is required to listen to audio.] Yine Mi Cicek
Cihan OKAN & Sezen AKSU

     Tabaklar, bardaklar birbirine çarparak tepsi içinde geliyorum dercesine, yaklaşır masaya. Çatal bıçak dizilir. Alınır sipariş ki ana yemek hariç önemli değildir. Yollar Hüseyin tüm mezelerden masaya. Sonra bir dizer ki salih abi ohh mis denizin her türlü nimeti sofradadır adeta…

     Ağırdan akort eder udunu yaşlı udi. Balıklar gelirken, rakı bardakları da çıkar buzluktan. Özellikle hafif karlı gelir sofraya 70likle sarmaş dolaş.

     Cihan OKAN’da belki çıkıp gelir Yeni Yol üzerindeki evinden ya da denize açıldıysa bağlar ufak teknesini oturur udiye yakın bir sofraya. Başlar o güzel sesi ile  “Yine mi güzeliz? Yine mi çiçek…” Sezen yoktur bu sefer vokalde belki ama tüm masalar eşlik eder onun yerine…

     Hafif çakırkeyif olunur, hatırlanır güzel hatıralar… Yüzlerde bir tebessüm olur ama kederlenmezsin… Güzel ezgiler devam ederken, eşsiz manzarasıyla rakıdan daha bir başka sarhoş eder insanı Cunda Adası…

People I Follow

  • ecetimucin
  • derinimdeyim
  • gseymas
  • bunnyb0n
  • evdedenemeyiniz
  • soylebibakipcikicaktim
  • feyyazyigit
  • benbirbaskasidir
  • bohemisko
  • kullanicihatasi
  • street-photos
  • alesterekop
  • turkuazoje
  • kardaamadam
  • al1992
  • jamie30740
  • bayanayaz
  • buseuyan